12.6.2009 - sualde öte bi yol yok cevabın huzurunda ike ten...
Ben seni dileyeli o kadar uzun zaman olmuş ki serseriliğinden yaşam suyuyla yıkanmış saçım elim dilim uyuşuk şimdi bakışlarında… Uyuşukluğun damıtımını denesem de kadeh aralıklarında, hep bir yanı sana ağlıyor göz kirpiğimin ucundan asılı ruhumun kılcalı… Şimdi ben az önce sendim… Ve sendik… biz tüm yaşam kalabalığımızla bahçende o salıncağa konulduk..diz bükey göbek salkımı bir yer edindik kendimize göğsünün hizasında.. Saklama! çok ağrıma gidiyor artık tüm mora çalmış tırnak kabartmaları.. Yastığındaki ne varsa güne taşınmış, ana taşmış, orda yitip gidiyor gamsız, geçmiş, sürülerce telaşlı sulanmışlıklarım.. Ayıplama… Sesinin huzurunda yer edinme telaşında şimdi ruhum… Duvarları boyayasım var durmadan, sıkılmadan, yorulmadan…morum ben, siyahımsın sen..mor siyah bir hüzün var gözümün akında..beline tutulmuş, göbek deliğine vurulmuş bir ok atıyor sol yanımda.. Bırakma… Bıkıp usanmadan yollar çağırıyor ayaklarımı..dilimden akıttığım, kirli sularımda yıkanmış, tuzlu yoruluşlar bekliyor huzurumda.. ve sen aklı selim bir sokak aralığı… ışıklı, taşlı, duvarlı, salkım saçak balkonların var geceye uzattığın,,içinde çırıl çıplak kuş çığlıkları.. kıskanırdı güneş, ay batmayan sokağının sıcaklığını.. ve ben o kadar acıyorum ki sevgili kırık kolumu avutuyorum çıkık omzunda.. uyuşuyor tüm acıya çalan düşlerim.. öpüşlerim kıskanıyor sokak lambalarını.. serseriliği gecenin senin sokağında sabahlıyor durmadan.. ben yoruluyorum..sen sessiz.. öylece orasındasın tüm varışların..güne inat bir aitlik hürmeti taşlarında..kaldırımların kediler ve diller abartılı böyle fütursuzca.. kandıramıyorum kendimi yorgun kalıyor dilim, gözüm ıslak, uyuşmuş ellerim.. uyutma beni sevgili...bırak güne inat yaşayım sen diye her nefes alışımı..her veriş biraz daha acı.. saklama dilinden eline geçen ne varsa.. elindeyim bir kadeh gibi.. sulandırma beni .. ısıtma.. düşürme.. titretme.. indirme… bırakmaaa..
|