Ben seni dileyeli o kadar uzun zaman olmuş ki serseriliğinden yaşam suyuyla yıkanmış saçım elim dilim uyuşuk şimdi bakışlarında… Uyuşukluğun damıtımını denesem de kadeh...
AZ uykum yok..su buharından su damıtmanın ağırlığında süzülüyor zaman..yıllarımın ardından koşarken düşüp kırılan günlerim teğetsel bi vazgeçiş esiyor gözümde..dizimde fesli hüsran yaraları..tüm tozu...
hayat kılcal damarlarına enjekte edilen bokluğu zamanın suyunda vicdanının tesellisiyle yıkayabilme telaşından öte geçemeyen bir yap boz tahtası...üstelik kinaye ve riyaların cübbesinden...
ğewcbiğ avazımın damından sümüğünü akıtan zavallı volkanik kökenli diabaz suyunda bir ağrı sağ gözümün irisinde... ne umdun ne buldun derler ya hoyrat bir...
doğrulandım..ezelden hayli sonra yanlış kanıksanmışlıkların sanık sandalyesinde pıhtılaştırdılar nefesimi.. oysa ki bacak aramdan yamuk iniyor sinir uçlarıma hayat..edebi bir ölüm tersanesi hayatın delikanlı görmüş...
ilişkide bilginin yerini düşünürken şöyle bir sonuca vardım: ilişki için bilgi değil bilmeme bilinci gereklidir. şunları düşün: 1- kişi kendini tam olarak bilemez. 2- kişi...
- sizedir sözüm..sana..ve ona..bir de onlara.. ? nolur bu kez böyle bırakın...bu kez toplamaya gelmeyin dağılan yanlarımı, sözcüklerimi kazımayın..nolur bu defasında beni böylece...
Tren yolu inşası başladı..gelecek ilk trene tütüyor gözlerim..işte bu kadar umutlu kırıyorum taşları..trenin sesine döndürüyorum kırılma seslerini..tren geliyor…limana varacak.. Kasıklarımdan kaşıma doğru tırmanan bir yaş...
- gece sevmesinden dönüyor insanlar, ağır uğursuz geçiyorum önlerinden..istemez miyim isterim elbet...benim de şöyle derli toplu bir yalnızlığım olsun..ama olmuyor...
duvar üstü bir gri siyahın ardından dişlenip koca yumağı deviren kedinin fistanı yeşil boyalı alaca bakışlı geyik misali masama göz burup tacını boynuzun...
12/10/2006 - işte ben böyle bir hal içindeyim... Yazan: sebnomme gece demini almış insan tortusu tadı ağzımdan tükürdüğüm cırcır böceğinin kanadı çift çekirdeği...